Meşrutiyet ve Meclisi Mebusan’ın Seçilmesi

0
1245
Meşrutiyet ve Meclisi Mebusan'ın Seçilmesi. Sultanahmette ilk meclis binası

Hükümdarlığı döneminde, Avrupa’daki milliyetçilik ve yönetim hareketleri Osmanlı topraklarına da sıçramıştı.

Yeni Osmanlılar, tanzimatı yetersiz buluyorlardı. Meşrutiyet yanlısı görüşler güçleniyordu.

Sultan Abdülhamit tahta geçmeden Mithat Paşa’ya verdiği taahhüt uyarınca 23 Aralık 1876’da, ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasî’yi ilan etti. Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açıldı. Top atışları ile meşrutiyet ilan edildi.

Böylece I. Meşrutiyet dönemi başladı. Seçimler yapıldı, mebuslar görevine başladı.

69 üyesi Müslüman, 46 üyesi gayrimüslim olmak üzere 115 üyeden oluşan ilk Meclis-i Mebusan’ın başlıca özelliği, imparatorluk içine yayılmış çeşitli etnik gruplardan (Türk, Arap, Kürt, Laz, Ulah, Arnavut, Boşnak, Rum, Ermeni, Bulgar, Yahudi vb.) oluşmasıydı.

Ayan meclisi’ni padişah seçiyordu. İlk ayan meclisi’nin 27 üyesi vardı.

Yabancı devletler meşrutiyet ilanı ile emellerine daha kolay ulaşacaklarına inanıyorlardı.

Ancak 1. meşrutiyet uygulamada beklentileri karşılamadı.

1877’de 93 harbi olarak bilinen Osmanlı – Rus harbi bütçeyi alt üst etti, devlet toprak kaybetti ve 400 milyon ruble savaş tazminatına mahkum oldu. Gelirlere el konuldu.

Sultan Abdülhamit bu harbe girmemek için çok çaba sarfetti. Ancak, Meclisi Mebusan’ı ikna edemedi. Mebuslar İngilizlerin savaşta yardım edeceğine inanıyordu.

Bu zayıf günlerde gayrimüslimlerin iştahla imparatorluğu paylaşma arzusu içine girdiler.

Balkan isyanı patlak verdi.

Meclis, mebusların anlaşmazlıkları yüzünden  karar alamaz hale geldi.

Nihayet Padişah kendisine tanınan yetkiyi kullanarak  “var olan şartlar içinde meclisin etkin bir biçimde çalışamayacağına hükmederek” 13.şubat.1878’de meclisi süresiz tatil etti.

Abdülhamid, toplumun böyle bir deney için yeterince olgunlaşmamış olduğunu, ayrıca, müslüman ve gayrimüslümlerden oluşan meclisin ülkenin bütünlüğüne değil, parçalanmasına hizmet edeceğini düşünüyordu.

Abdülhamid, Kanun-ı Esasî’nin 113. maddesiyle kendisine tanınan “idari sürgün yetkisi”ni kullanarak, daha meclis toplanmadan Mithat Paşa’yı sürgüne yolladı.

Sultan Abdülhamit dönemindeki devlet adamlarının devleti zarara uğrattıkları görüyordu. Bu yüzden Devlet idaresini saraya taşıyarak ülkeyi kontrol altına aldı.

Despot, başına buyruk olarak bilinirdi. Oysa; çoğu zaman yetkili uzmanlardan ve devlet adamlarından yazılı rapor ister, bunları inceleyerek bir fikir oluşturma yoluna giderdi.

10 Şubat 1918’de 75 yaşında hakkın Rahmetine kavuştu.

 

CEVAP VER