2. Abdülhamid ve Kanun-i Esasi

0
5582
2. Abdülhamid ve Kanun-i Esasi Mesrutiyet Acilisi-1878

Abdülhamid tahta çıktığında Osmanlı İmparatorluğu büyük bir bunalım içindeydi. 1871’de tanzimat döneminin en önemli devlet adamlarından Âli Paşa’nın ölümünden sonra saray ile Bâb-ı Âli arasındaki çekişme alevlenmiş, 1875’te devlet borçlarını ödeyemez hale düşmüş, Rusya’nın başını çektiği Panslavizm akımının etkisiyle Balkanlar’da ulusal ayaklanmalar baş göstermişti. Yurt içinde meşrutiyet yanlısı görüşler güçleniyor, hatta padişahlığın tasfiyesiyle cumhuriyet ilânı fikri tartışmaya açılıyordu.

Kanuni esasiyi ilan etmek şartı ve vaadiyle tahta çıkan Sultan 2. Abdülhamid, o sıralarda memleket efkarının ve bilhassa bazı inkılapçı vükelanın bu husustaki arzularını önleyemeyeceğini anlamıştı.

İstanbul Konferansının toplanmak üzere olması böyle bir hareketi zorunlu kılıyordu.

Padişah ve Osmanlı vukelası, Avrupalı delegelere İmparatorluk’ta radikal bir idare değişikliği yapıldığını bildirmek ve bu suretle azınlıklar hukukunun da Avrupa’daki idare sistemlerine uygun bir şekilde emniyet alınacağının teminatını vermek istiyordu.

Sultan 2. Abdülhamid, o sırada ilanından kaçış olmayan Kanuni Esasiyi kendi arzusuna göre tertiplemeyi ve bu suretle de ilerideki bazı planlarını kolaylıkla uygulamayı düşünüyordu.abdulhamid-ve-kanuni-esasi

Bilhassa, devlet adamları arasında meşrutiyete taraftar olanlarla karşı olanlar arasını açmak ve bu anlaşmazlıktan kendi lehine sonuçlar çıkarmak konusunda çok mahirane hareket etti.

Kanuni Esasiyi hazırlamak üzere Midhat Paşa’nın başkanlığında 16 mülkiyeden, 10 ulemadan ve 2 askeriyeden olmak üzere 28 kişilik bir komisyon kuruldu.

Mithat Paşa’nın evvelce hazırladığı proje üzerinde çalışan komisyon Kanuni Esasiyi 140 madde üzerinde tanzim etti. Bu proje Sultan Abdülhamid’in emriyle incelenmek üzere heyeti vukelaya verildi.

Heyeti vukelada büyük bir mücadele başladı.

Hürriyet ve Kanuni Esasi fikrinden uzak olanlar çoğunluktu. Abdülhamid bu fikirde olanları kazanmış ve ileride kendisine büyük bir silah olarak 113. maddeyi  kanuna koydurmuştu. Hürriyet taraftarları buna karşı çıksa da Mithat Paşa, “Ne yapalım şimdilik bu kadar olabiliyor, zamanı gelir tadil olunur” diyerek ortalığı yatıştırdı.

Nihayet 23 Aralık 1876’da, Sultan Abdülhamid ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-ı Esasî’yi ilan etti.

Meclis-i Mebusan ve Ayan Meclisi üyelerinden oluşan ilk meclis 19 Mart 1877’de açıldı. Böylece I. Meşrutiyet dönemi başladı. Mebuslar seçilmiş kişiler, ayan meclisi üyeleri ise saraya yakın kimselerdi.

Mebusan Yemin Metni

sultanahmette-ilk-meclis-binasi
Mebusan Yemin Metni. sultanahmette-ilk-meclis-binasi

Zat-ı Hazreti Padişahım ve vatanıma ve kanun-i  esasi ahkamına ve uhdeme tevdi olunan vazifeye riayetle hilafından mücanebet eyleyeceğime kasem ederim.

Padişah ile meclisin ülkeyi birlikte yönetmesi ilkesine dayanan anayasayla yargı bağımsızlığı ve temel haklar güvence altına alınmasına rağmen, egemenliğin esas kaynağı yine padişahtı.

Abdülhamid, Kanun-ı Esasî’nin 113. maddesiyle kendisine “idari sürgün yetkisi” tanıtmıştı.

osmanli-meclisi-mebusan-yemin-metni93 harbi olarak bilinen Rus savaşındaki yenilginin ardından meclisteki toplantılar gerginlik içinde geçiyor, hiçbir kanun çıkarılamıyordu. Nihayet Padişah kendisine tanınan yetkiyi kullanarak  “var olan şartlar içinde meclisin etkin bir biçimde çalışamayacağına hükmederek” 13.şubat.1878’de meclisi süresiz tatil etti.

Abdülhamid, toplumun böyle bir deney için yeterince olgunlaşmamış olduğunu, ayrıca, müslüman ve gayrimüslümlerden oluşan meclisin ülkenin bütünlüğüne değil, parçalanmasına hizmet edeceğini düşünüyordu.

Meclisin kapatılmasından sonra Sultan Abdülhamid iktidarı Bab-ı alinin elinden alarak Saraya taşınma hamlesini başlattı.

Bu dönemde Yıldız Sarayı siyasi yönetimin ana odağı haline geldi.

Abdülhamid, memlekette maksimum düzeyde gelişme sağlamaya çalıştı. Organize valiliklerin oluşmasını sağladı ve bürokrasiyi oluşturdu.

Sıkı bir merkezi yönetim altında modernleşme icraatları ve kurumsallaşma yönünden önemli adımlar atıldı.

meclisi-mebusan-osmanli-nisani
Bu dönemde Yıldız Sarayı siyasi yönetimin ana odağı haline geldi. meclisi-mebusan-osmanli-nisani

Halkın ileri gelenlerini sarayla irtibatlandırarak, toplum arasında köprü kurulmasını sağladı, halkı kazanmak için faaliyetlerde bulundu.

Mektepler açıldı, demiryolları yapıldı, birçok kurum yapıldı.

1875’de borçlarını ödeyemeyerek iflas eden Osmanlı’da yeniden borçlanmanın önüne geçmeyi başardı, devletin ödeme gücünü arttırdı.

1854-1876 arası Osmanlı devleti 237 milyon altın lira borçlanmış, bunun için 63 milyon altın lira faiz ödemekteydi. Abdülhamid döneminde borçlanmanın önüne geçilmiş, yalnızca 34,3 milyon altın lira borç alınmıştı.

Bu borçlar 1954 yılına kadar, cumhuriyet döneminde de ödenmeye devam edilmiştir.

Abdülhamid, emperyalist güçlerin oyunlarına büyük direnç gösterdi.

Modernleşmeye hız kazandırdı, Cumhuriyet yönetimine zemin hazırladı.

Batıya karşı dengeci bir politika izledi.

Saraydan özel merasimler dışında dışarı çıkmamasına rağmen fotoğraflarla memleketin her tarafında olup biteni takip etti.

Kısaca; günde 16 saat gerektiğinde geceleri de çalışarak, Osmanlı Devletinin iyiliği için ne lazım geliyorsa hepsini yaptı.

Sultan 2. Abdülhamid içte ve dışta birçok tehditle uğraşırken, özellikle askeri okullarda meşrutiyet yönetimi isteği güçleniyordu. Sonunda; askeri tıp öğrencileri bir araya gelerek 1889’da İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdular.

Bu, tam bir talebe hareketiydi. Devlet yönetimine karşı olan öğrenciler güvenli bir şekilde faaliyet yapabilmek için Avrupa’ya taşındılar, gazete çıkararak seslerini duyurdular. İstedikleri şekilde gösteri düzenleyip, Sultan’ı eleştirdiler. Bunları Paris’te yaşayan Sultan Abdülhamid karşıtı Ahmet Rıza bey destekliyordu.

Avrupa’ya daha fazla açılan, hukuki alanda yeni düzenlemeler isteyen, parlementodan bahseden, Avrupa’daki yönetimleri örnek alan meşrutiyet isteği ile mücadele ettiler.

Nihayet  29 yıl askıda kaldıktan sonra 23.temmuz.1908’de 2.meşrutiyet ilan edildi. Sultan Abdülhamid yaklaşık 9 ay meşrutiyet yönetimiyle birlikte idare etti. Ancak, meşrutiyet yönetimi ile birlikte padişahlık bir arada olamayacaktı.

CEVAP VER